SAT HAREKATI
Yunan Deniz Kuvvetlerinin elit birliğinin üyesi Yzb.Nikolaos Beglitis komutasındaki SAT timi Yunan Deniz İstihbaratında özel eğitime tabi tutulur. Görevi Türk Deniz Kuvvetlerinin mahremiyetini ele geçirmektir...
Kırılan onurlarını geri isteyen bir SAT Timi...
Mükemmel bir eğitim ve planlama...
Çok gizli bir operasyon....
Egenin mavi sularını mevsim normallerinin üzerinde ısıtıyor...
TROY OPERASYONU BAŞLIYOR !
TROY OPERASYONU-BÖLÜM 1
YUNAN DENİZ KUVVETLERİ İSTİHBARAT OKULU
Yzb.Nikolaos Beglitis ardı ardına gelen sorulardan bunalmıştı. Altı yıl önce Fransızca eğitimi aldığı bu binada, şimdi mülakat adı altında adeta sorgulanıyordu. Odada Yzb.Nikolaos Beglitis’den başka bir Gizli Servis (KYP) ajanı, Deniz Kuvvetleri İstihbarattan ve SAT birliğinden üç binbaşı vardı.
- Yzb.Nikolaos ! dosyanıza göre üç yıl önce İskender Operasyonunda görev almışsınız. Bize bu operasyondaki görevinizi tanımlar mısınız ?
-Eğitmendim…
-Kimleri eğitiyordunuz ?
-Arnavut milisleri.
-Ben Gizli Servis ajanıyım, askeri konulardan anlamam. Bu konuyu açar mısınız ?
-Makedonya bağımsızlık kazanınca Türk Özel Kuvvetleri bölgede Makedon askerlerini eğitmeye başladı. Doğal olarak bizde Arnavut milisleri eğittik.
-Bildiğim kadarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aynı işi Arnavutluk’ta da yapıyor.
-Evet doğru. O iş biraz politik, uzmanlık alanıma girmiyor…
-Pekala bize Makedon’ya da neler yaptığınızı anlatın.
-Makedonya ve Arnavutluk sınırı dağlık bir bölgedir. Bölgede debisi yüksek nehirler bulunur. Arnavut milisler özellikle nehir geçişlerinde sıkıntılar yaşıyordu. Onlara kurbağa adam eğitimi veriyordum. Ayrıca patlayıcı eğitimi de verdim. Bir dizi operasyonu da bizzat yönettim.
-Ne tür operasyonlar ?
-Daha çok Sabotajlar…Köprü, trafo, ikmal ve iletişim hatları.
-Pekala bu bölümü geçebiliriz. Şimdi Samur Operasyonuna gelelim. Bu Türk topraklarındaki ilk operasyonunuzmuş.
-Samur Operasyonu Kara Kuvvetlerinin talebi üzerine yapılmıştı. Kara Kuvvetleri İstihbarat ve SAT ortak operasyonlarından biriydi.
-Bu operasyonun amacı neydi ?
-Kara Kuvvetleri Meriç Deltasından Arda hattına kadar uzanan bölgede bir dizi istihbarat faaliyetinde bulunuyordu. Ancak faaliyetler Karaağaç bölgesinde tıkanıyordu. Biz SAT’lardan bu bölge hakkında istihbarat yapmamız istendi.
- Kara Kuvvetleri neden Karaağaç’la ilgileniyordu ? Ayrıca Kendi İstihbarat birimleri ve Özel Kuvvet dururken bunu SAT birliklerinin yapmasına anlam veremedim.
KYP ajanı yüzünü ekşiterek yanındaki SAT Binbaşı’ya döndü. SAT Binbaşı başını sallayarak Yzb.Nikolaos’a operasyonun detaylarını anlatması için onay verdi.
-Askeri açıdan Edirne şehri stratejik bir öneme sahiptir. Balkanlardan gelen yaklaşma hattı bu şehirde kesilir. Şehir bildiğiniz gibi Meriç, Arda ve Tunca nehir sularının birbirine karıştığı noktadadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede bir Kara Tümeni konuşludur. Bu tümenin yumuşak karnı ise Karaağaç bölgesidir.
-Karaağaç’ın askeri önemi nedir ? Bunu açıklamanız mümkün mü ?
-Daha basit nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Konu biraz teknik, şöyle ki; Bulgaristan sınırından başlayan Meriç nehri, Saroz körfezine dökülene kadar Türkiye’yle aramızda sınır hattını oluşturur. Bunun tek istisnası Karaağaç girintisidir. Karaağaç Edirne şehrinin tam karşısında, nehrin bize bakan yakasında 15 km derinliğinde, 35 km uzunluğunda yarı sivil askeri bölgedir. Burada Türk Tümeninin Mekanize Taburları yer alır. Bu taburların görevi köprü başı tutmaktır.
KYP ajanı bu kez de “köprü başı” kelimesini anlamamıştı. Durumu kavrayan SAT Binbaşı araya girdi.
-Efendim köprü başını şöyle tanımlayabiliriz. Askeri bir birliğin en zayıf anı, doğal bir engel geçerken ki anıdır. Vadi, köprü, nehir, boğaz vb bu tip doğal engellerdir. O nedenle birliğin küçük bir kısmı bu engeli geçerek, engelin önünde güvenlik hattı oluşturur. Buna köprü başı tutmak deriz. Yzb.Nikolaos’ın anlatmaya çalıştığı şeyde budur.
-Haa ha ! şimdi kavradım. Lütfen devam ediniz…
-Karaağaç bölgesindeki bu taburların görevi, Edirne istikametinden gelecek Tümen için köprü başı tutmaktır. Kara Kuvvetleri hayati öneme sahip bu taburlar hakkında bilgi edinmek istiyordu, ancak başaramıyordu. Uluslar arası anlaşmalara göre savaş halinde olmayan iki ülkenin hava birlikleri birbirinin sınırına 2 km mesafeden uçamaz. O nedenle Hava Kuvvetlerimiz Karaağaç bölgesinin resimlerini sınıra 2.5 km mesafeden çekmek zorunda kalıyordu…Ancak bu resimler Kara Kuvvetlerini tatmin etmiyordu.
-2,5 km hava fotoğrafı için oldukça yakın bir mesafe, neden tatmin olmadıklarını anlayamadım…
SAT Yzb.Nikolaos Beglitis gülümsedi…
-Haklısınız yakın bir mesafe, ama sorunumuz kavaklar !
KYP ajanı hayretle
-Kavaklar mı ? Ne kavağı ?
-Bildiğiniz kavak. Bölgede yoğun kavak ağacı ekimi söz konusu. Sivillerde tarlalarının etrafına bu ağaçları ekiyor. Dolayısı ile hava fotoları bir işimize yaramıyor. Kavakların arkasını göremiyoruz. Görünen yerlerde kavakların uzun gölgelerinde kayboluyor.
KYP ajanı yanındaki Binbaşılara dönerek;
-Bölgeye sivil girişi serbest, bunu bizim KYP’den çocuklar yapabilirdi.
-Denemediler mi sanıyorsunuz ? Edirne’den sınıra kadar olan hattı Kara Kuvvetlerinin İstihbarat timleri karadan dolaştı, ancak sivile açık yolların da cephelerini bu kavaklar kapatıyor.
KYP ajanı hayretle;
-Ancak konunun hayla SAT’ı ilgilendiren kısmını anlayamadım.
SAT Yzb.Nikolaos Beglitis anlatmaya devam etti.
-Bizde Kara Kuvvetlerinin bu talebi üzerine bir gece operasyonuyla Meriç nehrinin içinden giderek bölgeye girdik ve neler olduğuna baktık. Malumunuz nehir sınır boyunca tam ortasından sanal olarak ikiye ayrılıyor. Enlemesine nehrin yarısı bizim, yarısı onların. Ancak Karaağaç bölgesinde nehrin tamamı Türkiye topraklarının içinde kaldığından, bu kısımda 35 km’lik hat boyunca iç su haline geliyor. Samur Operasyonu bu iç su hattında yapıldı. Türkler tüm savunmalarını Karaağaç-Yunan sınırında yapmıştı. Bu iç sudan arkalarına dolaşabileceğimiz akıllarına bile gelmiyordu…
-Peki başarılı olabildiniz mi ?
SAT Yzb.Nikolaos Beglitis arkasına gerilerek alaycı ifadeyle gülümsedi.
-Siz bu konuda hiç gazete haberi okudunuz mu ?
-Hatırlamıyorum…
-Aksi olsaydı mutlaka okurdunuz….
TROY OPERASYONU-BÖLÜM 2
YUNAN DENİZ KUVVETLERİ İSTİHBARAT OKULU-2 ŞUBAT 2005
Gayri resmi sohbet giderek sorguya dönüşüyor, odadaki ortam geriliyordu. Öğlen olmasına rağmen çay ve sigara dışında mola verilmemişti. Bu defa Deniz İstihbarat Binbaşının soruları gelmeye başladı.
-SAT Timinize istihbarat eğitimini kim veriyordu Yzb.Nikolaos ?
-Deniz Kuvvetleri İstihbarattan ve KYP’den on ajan. Her tim mensubundan bir ajan sorumluydu.
-Peki sizin eğitiminizden kim sorumluydu ?
-Ajan Rita Dimitrious
-Bize Ajan Rita Dimitrious’u anlatın ?
-Çok zeki ve bir o kadar güzel kadındı. Bana istihbarat eğitimi veriyordu. SAT komutanlığında aldığımız genel eğitimi uygulamalı ve daha ayrıntılı ele alıyorduk.
-Bu eğitimleri uygulamalı mı yapıyordunuz ?
-Eğitimler için Atina ve çevresini kullanıyorduk. Bana yapmam gerekeni söylüyordu, bende yapıyordum. O beni uzaktan sadece izliyordu. Bir keresinde Başbakanlık konutunun etrafında fotoğraf çekmemi istedi. Ancak ben iş üstünde yakalandım. Ortalık epey karıştı. Deniz Kuvvetleri Subayı olduğumu söylemem yeterli olmadı. Ardından Ajan Rita Dimitrious gelerek beni polisin elinden aldı.
-Peki bunu nasıl başardı ?
-Onun kullandığı kimlik diğerlerininkinden üstündü.
-O halde birazda Troy Operasyonundan bahsedelim.
-Troy Operasyonu Türk Deniz Kuvvetlerinin Aksaz üssüne baskın için planlanmıştı. Baskının her ayrıntısı düşünülmüştü. Bence mükemmeldi. Meltem projesi kapsamında üsse yeni nesil radarlar yerleştiriliyordu. Bu radar ünitelerinin bir kısmı İsrail’den gelecekti. Gizli servis bu nakliyenin yapılacağını Yunanlı bir armatör vasıtası ile öğrenmişti. Bizim görevimiz bu gemiyi Ege’de seyir halindeyken ele geçirmek ve İsrailli teknisyenler olarak gemiyle birlikte üsse girmekti. Üsse girdikten sonra aynı gece gemiyi sabote edecektik. Kuru yük gemisinin iki tankını havaya uçuracaktık. Amacımız mümkün olduğunca ortalığın karışmasını sağlamaktı. Bu kargaşadan faydalanarak Karargah’a sızıp Kozmik odadaki harekat planlarının mikro filmlerini almayı düşünüyorduk. Biz izimizi kaybettirerek üsten ayrılınca, ihale İsrail Devletinin üzerine kalacaktı. Böylece aynı zamanda iki ortağın arasını açacaktık. Türkiye’de her fitnenin altında İsrail’i arayan kamuoyu, olaya balıklama atlayacaktı.
-Troy Operasyonu ne zaman ve nasıl başladı ?
EGE DENİZİ-GİRİT’İN 35 MİL KUZEY-DOĞUSU, 21 EYLÜL 2004 SAAT 05:00 AM
Eylül fırtınası denizi coşturmuştu. SAT Yzb.Nikolaos Beglitis ve emrindeki beş SAT timi, şiddetli rüzgarda şeytan uçurtması gibi savrulan AB-212'ide bulunuyordu. Görüş yok denecek kadar azdı ve seyir irtifası sadece 50 fit’ti. Pilot sağanak yağmur ve fırtınada helikopteri stabil tutmaya çalışıyordu. AB-212’inin yan sürgülü kapısı gürültüyle açıldı. SAT Yzb.Nikolaos Beglitis ayağının altında uzanan zifiri denize baktı. Su taneleri rüzgarla hırçın dalgalardan savrulup, helikopterin tabanına değiyordu. AB-212 sarsılarak titredi. Rotordan korkunç gürültüler yükseldi. Arka kuyruk sağa sola dönmek istese de, pilot kuyruk rotoruna güç vererek buna mani olmaya çalışıyordu. SAT Yzb.Nikolaos Beglitis pilotun bu konumda uzun süre kalamayacağını anlayınca…TİM’ine emrini verdi…
-Şimdiiiiii !
Sat Harekatı
- Post n°1
Sat Harekatı

1923adem1923- Mesaj Sayısı: 3
Yaş: 18
Nerden: istanbul
Kayıt tarihi: 09/03/09
Deneme
DENEME:


(40/40)
deneme alanı:


(500/500)
- Post n°2
Geri: Sat Harekatı
konu burda bitiyomu komutanım devamı varsa çok güzel olur paylaşım için teşekkürler


